>> 26 Mayıs 2009 Salı
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der Tanrı.
Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister.
"Ol" der Tanrı.
Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez.
Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan eser
burdan eser,
kaya bana mısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı....
Sırtında bir acı ile uyanır....
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır...
"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)


4 yorum:
buna daha başka söylenecek birşey yok ki! ne bir eksik ne bir fazla!..
yine etkilendim tabii :)
bu arada birşey rica edebilir miyim senden?? geçen gün gün ışığı alan bi cafede bütün bir günü geçirip; kendi blogumu, birkaç arkadaşımın bloglarını, bir de senin yazdıklarını okudum yeniden.. :) daha eskilere de bakayım dedim ama arşiv blogun herkese açık değil sanırım..
gerçek anlamda tanımadığın biri olarak, bunun için izin istesem çok mu şey istemiş olurum?
Damdan düştü bir kurbağa şeklinde sayko bi tekerleme vardı küçükken, bana da onu hatırlattı :)
Şifreyi kaldırdım, buyrunuz geçiniz ayrıca :)
Okumamisim bunu hic...ne guzelmis, ne guzel!
Amor Fati!
Hadi vize mize hallolsun, hevesle bekler Amsterdam cafeleri, ve belki canal kenari blog zirveleri? :)
Ben de aynı hevesle bekliyorum valla, umarım hallolur sorunsuz, haber veririm... Görüşmek üzere! (canal kenarında :P)
Yorum Gönder