Bi insan arkadaşım gelmiş diye
herşeyi yedircem içircem diye
cozutursa
öğlen kalkıp süper bi brunch üstüne
tereyağlı iskender yiyip
üzerine karides sote
ve ahtapot yahnisi
yerse
bolca da uzo içerse
üstüne bolca çilek
üstüne de dışarı çıkıp
lise tayfasıyla
bira içerse
migreni de tutarsa
bu kişi problem çocuktaki
kusma sahnesi gibi kusmaz mı?
ağzı yetmiomuş gibi burnundan da
yemek çıkmaz mı?
bu kişi bidaha bu kadar yiyip içmeye
tövbe etmez mi
bu terbiyesiz obez insan hemen yatağına
zıplamaz mı bunların üstüne?
evet.evet tamamen böyle olmuş olmalı
Tüm bunların üzerine rüyalar ülkesinde
şekerkızla buzdan bi dağa tırmanır o.
Dağ buzdan minik çiçeklerle kaplıdır.
Onlara dokunur,heykel gibi duruodur hepsi orda
o kadar güzeldir ki
Ordan bi tür okula girerler
Hayır,hayır.Bu bi kitapçı dükkanı daha çok.
Sunthing Oradan bi Paul Auster kitabı çalar
'Kehanet Gecesi'
Uyandığında bu kitabı hiç görmediğini düşünür
Ama soora Bebekle esk.de aldıkları kitapları
ödedikten soora şööle bi eline aldığını
ama 'hadi çıkalım artık burdan noolur' nidalarıyla
kitabı yerine bıraktığını anımsar.
Sanırım en yakın zamanda kitabı alıp okuycaktır.
Kasabada sahilde yürürler sonra
yürürken gökyüzünde dev bi
uçandaire görür sunthing.
Bakar ama ilk başta tuhaf gelmez nedense bu
Soora bi anda bunun bi uçak olmadığını
algılayıp korkar,Şeker'e gösterir.
Korkuyla kaçmaya başlarlar.
Uçandairelerse çoktan şehri yerle bir etmeye
başlamışlardır.
Şeker'lerin eve doğru koşarlar hızla
Çünkü Sunthinglerin evi İstanbul'da olmadıkları halde
karşı yakadır.Bu durumda yapılacak en akıllıca iş
Şeker'lere gidip annesini alıp kaçmaktır.
Eve vardıklarında Ş.nin annesini
(Z. teyze o da nedense)ve Sunthing'in
annesini birlikte bulurlar.
Onları da alıp şehrin dışına doğru kaçmaya başlarlar.
Koşarlar,koşarlar,koşarlar
Bombalar patlamaktadır çok yakınlarında
Havada yüzlerce uçandaire dolanmaktadır.
Kaçıcak lanet olası tek bi delik bile yoktur.
Dünya artık hiç te güvenli biyer diildir.
İşte tam o sırada müthiş bi gürültü
sonra bi ışık,parlak kocaman bi ışık.
Ve sonsuz bi sessizlik.
Ölüm an ımız bu işte.
Gözlerini açar Sunthing
Ölesiye korkmuş,gözlerinden yaşlar süzülür
Dışarıdan bi ses gelir.
Ne tuhaf ezanın sesi hiç bu kadar etkilememiştir onu
O an sanki az önce içindeki o ışık
bütün vücudunu sarar
Tanrıyı ilk kez,uzun süredir ilk kez içinde hisseder.
Onunla konuşur sonra
İyi şeyler getir bana noolur der
Tüm kötülükleri uzak tut benden.
Yukarıda diildir o an O
etrafında,içinde...
emin ellerdedir bilir.
'Tanrı taşta uyur
çiçeklerde dalar rüyaya
uyanır hayvanın içinde
bilir uyandığını
insanın içinde'
Annesinin yanına gider usulca
uyumaktadır yalnız.
Ona sarılır,göğsünde yatarken
İnsanın kendini daha güvende hissedebileceği
başka bi yer var mıdır? diye düşünür
Tekrar gözünü kapattığında
okulda kütüphanededir.
Kendini kötü hissettiğinde,kötü havalarda
hep yaptığı gibi rafları dolaşır.
Kitaplara dokunur tek tek
onları koklar,açar,bakar,karıştırır.
B. Karasu'nun kendi eliyle bişeyler yazdığı
imzalayıp kütüphaneye bağışladığı
kitapları bulur
G.K.B.'ni açar,en sevdiği kitabı.
B.K.'nın yazısına dokunur.
Onu yazarken belki tam o anda
bi gün gelip birinin o kitabı açıp
onu aklından geçiriceğini düşündüğünü
aklından geçirir.
Duygulanır filan.
Olması gerektiğinden daha hisli
bi tavşandır o.
Soora sabahla birlikte
kendini el sallarken bulur sahilde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder