24.10.04

bi masanın etrafında
bi ölünün etrafında
buluşuyoruz.
Orta yaşlı bi İngiliz
John.
Şehirden evine dönerken
uçurumdan aşağı yuvarlanıyor.
Denize.
Geriye el yazısıyla yazdığı
alışveriş listesi,etrafa saçılan
3 ekmek,
16.30 da duran bi saat
ve gariptir
Teybe koyduğunda
"The road the hell" çalan
bi kaset.
Araba preslenip
bulaşık makinesi büyüklüğüne
geliyor.
Geriye kalan eşyalara
kimse ulaşamıyor.
Babama ulaşıyorlar
ip açıp iniş yapıyor
uçurumdan.
Sevdikleri için değerli
bir kaç şeyi alıyor.
Geriye kalanlarla
bi masanın etrafında,
bi ölünün etrafında...
Oğlu Zagg ve kızı Rebecca,
Linda ve diğerleri,
konuşuyoruz bolca.
John'un fotoğraflarına bakıyorum.
O bana bakamıyor.
Zagg'la sarılıyoruz,konuşamıyoruz.
Tek yapabildiğimiz ağlamak.
Hiç görmediğim bu adam için
uçurumun dibinde biten
bi hayat için.
Soora Rebecca'yla...
Kasedi veriorum,
sende kalsın diyo.
Tim'le Brigitte'ın
vadinin ortasında yarattıkları
gizli cennete gidiyoruz.
Soora sahilde yürüyorum.
C. ve U. yu görüorum sonunda.
Ne yazık ki dönmeleri gerekiyor.
Teknenin ardından el sallıyorum.
Dönüyorum.

Hiç yorum yok: