Eskisi gibi yazma isteği duyamıyorum.
Hiçbirşeye eskisi gibi istek duyamıyorum.
kendim için ne yaptığımı düşünüyorum aylardır.
Hiçbirşey...
Unutmaya çalışarak geçiyor zaman.
Yok sayarak.
Her sabah hiç uyanmamış olmayı dileyerek
ya da zamanın kanatlarını hayal ederek.
Bir an önce akmasını bekleyerek.
Evet,bekleyerek.
Düşlerimi,istediklerimi erteleyerek.
Ayları,haftaları,günleri,saatleri,an ları sayarak.
Ulaşıp ulaşamayacağımın kaygısını
her an taşıyarak.
Hasta olursun ya hani...
yersin ama tadını alamazsın yediklerinin.
bi bok anlamazsın yemekten.
Öyle berbat bi his işte...
içinde bulunduğum zaman,içinde bulunduğum yer,
karşı karşıya geldiğim insanlar.
Duyduğum sesler
görüntüler.
Hiçbirini umursamıyorum.
Ayırd etmiyorum.
"Ruh" demesi boşuna değil galiba
bazılarının.
Bedenimi görmüyorum.
Ruhumuysa nadiren hissediyorum.
Haftalarca,aylarca -mış gibi yapıp
İşte böyle, bir anda
çakılmış olduğum zeminin soğukluğunu hissediyorum.
Buna o kadar alıştım ki...
O kadar uzun zaman oldu ki...
Çoğu zaman soğukluğunu da duyumsamıyorum.
Anlatacak ilginç öykülerim yok.
Ceplerimde pırıltılı,renkli şeyler de yok.
Size ne verebilirim ki...
'Arkası yarın'ları takip edin siz.
Ben güncellenemiyorum.
Sanki yazdığım herşey aynı...
Kendimi tekrar etmek te istemiyorum.
Sıkmak ta sıkılmak ta.
Bi tek kalbimde kocaman bi ışık var.
Gözlerimi kamaştıran,
bana "Güneş" olduğumu anımsatan tek şey.
Işığımı üstünde tuttuğum tek şey.
En güzel,en doğru,en büyüleyici
'en' olan herşey.
inanmamı sağlayan tek şey.
Çünkü ihtiyacım olan bu.
Sadece İNANMAK.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder