Herşeyin bi çeşit ilüzyon olması
düşüncesi insanı rahatsız etse de,
örneklerle her şekilde ıspatlanabiliyor.
Belki de bu yüzden ben düşüncelerle
yaşıyorum,diğerleri gerçeklerle...
Gerçekle ilüzyonu ayırd edebildiğim
gün ben gerçeklerle yaşıyorum
diycem...Ama bi de kafamızı uzatıp
öbür tarafından bakarsak hadiseye,
ben düşüncelerle yaşadığım
ve gerçekleri görmezden geldiğim
sürece ilüzyonlarla
oyalanmaya devam edicem
belki de...Çünkü benim düşüncelerim
hep çok fazla pırıltılı,gerçekler se
hep çok sönük ve yavan.
Dengelemek lazım bi şekilde...
Shanti shanti ya da Overmoon'un
deyimiyle,salyangozum ben yaa,
neden bazı şeylerde ağır ağır
yürürken bazı şeylerde koşuyorum?
Zamanla tartmak,ölçmek biçmek gerekio
oysa ki.
Ama bazen o kadar gerçeğe yakın oluo ki...
Başın dönüo işte,bilirsin.
Neise ki acı eşiğimiz
yüksek,ordan yırtıorz şimdilik,
ve fekat yoğurdu üflemeyi bırak
derin dondurucudan çıkarıp tat.
Öyle diil mi sayın İndira Gandi?
Tabiy.
O halde Gildorla
sinemaya gidelim bis.
Dün Faralya ve Kabağa gittik
Sırat köprüsü styler yollardan geçip
küçük çaplı bi kemıl tropi
yaşadıktan soona Linda
ve hüzünlü hikayesi,
bol tüylü bi İngiliz kedisi
bla da bla sonra...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder