7.7.05

kaleidoscope

Çocuğun gözlerinde ışıltı var. Beyni, çocuğun gözlerinde. Bir armağan var elinde. Artık kızın e(l)vinde. Kız, içine bakıyor. Çeviriyor. Şekiller birbirine giriyor. Yüzlerce çiçek dans ediyor. Kız, içine bakıyor. İçinde aynalar var. Aynalar birbirine bakıyor. Kız, içine giriyor. Dönüyor. Şekilden şekile giriyor. Ay geliyor. Çeviriyor. Kız dönüyor. Her aynada başka yüz. Her yüzde aynı iz. Her iz birer çakıl taşı-özdeş. Çakıl taşları ayak parmaklarının arasında. Çocuğun yüzü yatıyor çakıl taşlarında. Çocuğun yüzü fotoğraflarda. Yıldızların yanında. Ayinler düzenleniyor gecenin karanlığında. Fenerler. Yanarlar. Utangaç üzüm yanakları. Üşüyen yosunlar sarılırlar. Boğalar uzaktan bakarlar. Çocuk korkar. Ateşe doğru kaçar. Ruhlara catering, bir nevi gathering. Çağırıyor ölümün kardeşi. Yürüyor 3 kişi. Gün eşerler. Çöl bulurlar. Yanarlar. Denizden klimalar. Aylak aylak dolanmalar. Her gidişin dönüşü var. Bazıları atlamaya korkarlar. Bunun için merdivenler var. Yuvarlanmalar. Yaramaz dalgalar. Bla bla bla lar. Uykudan önce beyaz peynir. Gitmeden önce bekleyiş. Biri eve gitmeli. Çiçekler sulanmalı. Evin nerde ki?
Homesick, 'cause u no longer know where home is
ama annenin resmi var çantanın arka gözünde .
Arkandan döktüğüm denizler gözümde.
Yine gel diye.

Hiç yorum yok: