25.1.06

Cennette cinnet!

Önce işe gitme isteğim azaldı yavaş yavaş. Sonra huzurumu da kaybettim iyice. Hepsi 3 ay önce gelen o sayko yüzünden. O gelmeden önce hepimiz uyum içinde çalışıyoduk. Kendi mesleğimi yapmıyordum belki ama huzurluydum, mutluydum. Sonra o geldi. Aynı odada ikimiz çalışmaya başladık. Önce takım elbiseyle işe gelmesi hepimize tuhaf geldi müdürümüz bile gayet rahat giysiler giyerken. Ardından hikâyesini öğrendik yavaş yavaş. Nişanlısından ayrılmış, ağır bir depresyon geçirmiş, ardından bir çeşit kaçış için taa buralara kadar gelmiş. Davranışları tuhaftı, sinirliydi ve sürekli her şeyi eleştiriyordu, kimseyle yakınlık kurmaya da çalışmıyordu. Diğerleri de onunla birkaç kez konuştuktan sonra bir daha yakınlık kurmaya çalışmadı çünkü diyalog kurmak mümkün değildi adamla. Başta acıdım ona, yalnızlığın ne demek olduğunu bilirim, çektiği acının nasıl bir şey olduğunu da az çok… Ama aynı odanın içinde her gün 10 saat boyunca böyle bir insanla çalışmanın sizi nasıl etkileyeceğini düşünün… Anneniz babanız, sevgilinizden çok onu görüyorsunuz. Yaşam enerjisi hiç olmayan biriyle yan yanasınız. Bu adam belirli aralıklarla ona belli ki nişanlısını anımsatan içli aşk şarkıları çalıyor fakat aynı şarkıyı belki 10 kere ard arda çalıyor, gizli gizli ağlıyor, sanki kendine bilinçli olarak daha fazla acı çektirmeye çalışıyor. Ama bu arada size işkence ediyor. Kendi kendine konuşuyor, fısıltıyla bir şeyler söylüyor, sürekli üfffleyip püflüyor, iç çekiyor, tüm uyarılarınıza rağmen baca gibi sigara içiyor. Haliyle benim de dengem bozuldu. Sora benimle bebek gibi konuşmaya başladı; “Hanimiş Sunthing gulu gulu gulu, yedin mi mamanııı, gördün mü aşkını haftasonu bakiym” fln diye. “Sen benimle nasıl böyle konuşabiliyosun, normal söylemediğin sürece cevap vermiycem sorularına" diyorum. Diğer arkadaşlarıma ve Ay’a durumdan bahsediyorum, hepsi git müdürle konuş diyor ama yapamıyorum. Sayko arkadaşımıza her şeye rağmen yardımcı olabilmek için şuraya git böle yap diye önerilerde bulunuyorum ama her birine bir kulp takıyor, kaldığı yere bile gitmiyor. Gece yarısına kadar ofiste oturuyor, bayramda bile ailesinin yanına gitmiyor, ofiste oturmaya devam ediyor. Cennet gibi bir sahile 10 dk mesafede oturmasına rağmen bir kere bile deniz kıyısına gitmiyor. Beni her gün delirtse de hala ona acıyorum. Sürekli aynı odada olduğundan ister istemez konuşma ihtiyacı duyuyorsun ama adam her ağzını açtığında söylediğini ağzına tıkıyor, hep kendi bildiği doğru, seni dinlemiyor bile... Sürekli nasihat veriyor. Ay’ı da tanıdığı için Ay’la olan ilişkim hakkında atıp tutmaya başlıyor. Aynı soruyu 4 kere soruyor, açıklamasını yapıyorum uzun uzun, sonra Ay geldiğinde ona da aynı şeyi soruyor. Ay açıklamasını yapıyor. Bu çokbilmiş şahsiyet verdiğim yanıtla yine de tatmin olmamış olacak ki soruyu yineliyor. Artık çığrımdan çıkıyorum, “Herkesin gerçeği farklıdır” diyorum, “Senin hayatın için geçerli olan şey her zaman başkalarının hayatı için geçerli değildir, sen bizim şartlarımızı bilmiyorsun, bizi tanımıyorsun bile…” Bizimki alınıyor ama kusura bakmasın kimsenin olayların nasıl geliştiğini bilmeden hayatıma bu şekilde burnunu sokmasına izin veremem. Madem o kadar iyi biliyor her şeyi, madem o kadar mükemmel de kendi hayatında niye uygulayamamış bunları, birkaç ay içinde 4-5 tane iş değiştirmiş buraya gelmeden, demek ki bir eksik yönü var… Bunun üzerine içeride buz gibi fırtınalar esiyor, bizimki benimle konuşmak yerine bana uzun bir mail atıyor, yan masaya! Artık iş dışında fazla muattap olmamaya karar veriyoruz, özel hayatımla ilgili hiçbir şeyi ona anlatmıyorum.
Ama bu hadise bir yerden patlıyor, benim yapamadığımı yapıp gidip müdüre “Ben Sunthing’le anlaşamıyorum, bizi ayırın” diyor. Benimle de anlaşamazsa kiminle anlaşabilir bilmiyorum… Müdür de gelip anlayışlı olmamı, çocuğun özel hayatındaki sorunları yüzünden bu durumda olduğunu söylüyor, ama herkesin sorunları var ve hepimiz bunları işimize yansıtırsak sağlıklı bir şekilde çalışamayız ki… Sonuç itibariyle yerimi değiştirdim, huzurluyum. O salak ta tek başına kalsın orda, delirsin iyice… Aslında işimi değiştirmek istiyorum ama yapamıyorum, Ay’la şehre taşınıncaya kadar erteliyorum. Şehir içinde oturmadığım için ulaşım sorunum var, istesem de başka bir yere başvuramıyorum, maaşı yol parasına vermek istemiyorum ama motivasyonum sıfır. Sabır sabır yaa sabır….

7 yorum:

ZeYNeP dedi ki...

Gercekten sabirlisin...
Bu tip insanlar kendilerine verdikleri zarar yetmiyormus gibi cevresindeki kisilerinde arti gucunu yok etmekte ustadirlar.
Ayri bir yere gecmen hayirli olmus. Gecmis olsun.

Zeynep

Sunthing Special dedi ki...

Off sorma ya, gerçekten de öyle...Tüm yaşam enerjini çalıyo adam, fazla da iyi niyetli olmamak lazım galiba.En azından biri sana zarar vermeye başladığında...

diinimalist dedi ki...

okurken bile enerjim yitti yahu.. sabırlısın cidden. bu tip ademlerin acınacak hallerine aldanmıyorum ben, biliyorum ki en büyük mutlulukları, kendileri gibi başkalarınında acı çektiğini görmek. tehlikeliler yani. aman ve mujukssssssssss

Sunthing Special dedi ki...

Ben çok çekiniyorum insanları kırmaktan.Adam zaten loser, ben de sert çıkıcam iice üzülcek,yazık diyorum, acıyorum.Bu yüzden rahatsız olsam da tepki veremiyorum.İçime atıyorum, kendimi üzdüğümle kalıyorum.Hayır ama yaa, değiştirmem lazım bunu artık.Mucxs Dii'me!

Asortik Krep dedi ki...

Eskiden sigortacıymış ?

Sunthing Special dedi ki...

Yok diil...

Asortik Krep dedi ki...

ona başka bir iş bulup gönderirdik ordan:)