Ne güzel, sonunda bi ev partisine davet edildik, sosyalleşirim belki diye sevinmiştim. Hiçbişey anlamadım ama :( Eh partiye gitmeden Ay, annem geldi canı sıkılmasın, tv' nin antenini takıcam, kanal ayarlıycam diye uğraşılıp durdu. Soona Ay anne' nin yaptığı mamaları yedik, üstüne tatlı, üstüne kaave derken saat oldu bilmem kaç. Gidiceğimiz mekan zati şehrin bi ucunda, sefgili arkadaşlarımızın vahiy yoluyla bulup kiraladıklarını düşündüğümüz bi ev. Neise, sonunda eve ulaştık, millet içmiş içmiş güselleşmiş. İnsanların bi kısmını yazdan az çok biliyorum ama konuşmuşluğum yok, diğerleriyle tanıştım ettim ve fekat evdeki populasyonun çoğu müzisyen olduğundan bunlar çaldılar söölediler boyuna. İi hoş da bisim için çalmaktan çok yeni repertuarları için prova yapar gibiydiler. "Aa olmadı baştan, yok sen çok hızlı çalıyon yakalayamıyom ben" fln. Yazın yan flüt dersi almak için konuştuğum Jade' de vardı, N' ooldu başlamıycan mı derslere dedi. Ama ama bi sürü para verip flüt almam lazım, hem beceremezsem die korkuorm, hem de flütler hayvan gibi pahalı, şimdi evlilik için bi sürü şey gerekio, ona hiç bulaşmıyım diorm. Ay' da ben Jade'ye ingilizce dersi vericem karşılığında o da sana yan flüt dersi versin işte dedi bakalım, hımm... Tam kıvama geliodum bööle, kafam da güsel oldu, Abi dedi gidiyos. Hadii paldır küldür çıktık işte :( Benim evim şehre yakın bi köyde. Köylüğü de artık pek kalmamış turistik bi yer aslında. Oteller, moteller, villalar, barlar, restoranlar var her yerde, yazın insanlarla dolup dolup taşıyo ama kış geldiğinde kuş uçmaz kervan geçmez bi yere dönüşüyo. Filmlerdeki önünden çalılar filan uçuşan eski amerikan kasabaları gibi :P Evlerin çoğunu da aptal İngilizler yazlık olarak kullandığından kışın tek tük yerli insanlar dışında kimse yok etrafta. Kışın şehre inmişsen ve gece saat 22.00' den soora dolmuşu kaçırdıysan yandın. Ya babayı arayıp miyavlıycan beni al diye ya da taksiye binicen. Zaten sokak lambaları yanmıyo, etrafta otel,villa inşaatları, ameleler kol geziyo. Ulaşım sorunu kötü bişeymiş, dandik te olsa bi araba gerekio cidden galiba. Ay' a gidiorum mesela film izliyoruz, en heyecanlı yerinde "hadi koş dolmuşa yetişçem" die fırlayıp çıkıyoruz. Neise, sonuç itibariyle bu tarafa gelen bi abi vardı, onunla dönmek zorunda kaldım balkabağına dönüşmeden :p Ne hatun kişilerle konuşup bi yakınlık kurabildim ne bişee. Bi dahakine artık...
20.1.06
Sosyalleşme çabaları no 1
Ne güzel, sonunda bi ev partisine davet edildik, sosyalleşirim belki diye sevinmiştim. Hiçbişey anlamadım ama :( Eh partiye gitmeden Ay, annem geldi canı sıkılmasın, tv' nin antenini takıcam, kanal ayarlıycam diye uğraşılıp durdu. Soona Ay anne' nin yaptığı mamaları yedik, üstüne tatlı, üstüne kaave derken saat oldu bilmem kaç. Gidiceğimiz mekan zati şehrin bi ucunda, sefgili arkadaşlarımızın vahiy yoluyla bulup kiraladıklarını düşündüğümüz bi ev. Neise, sonunda eve ulaştık, millet içmiş içmiş güselleşmiş. İnsanların bi kısmını yazdan az çok biliyorum ama konuşmuşluğum yok, diğerleriyle tanıştım ettim ve fekat evdeki populasyonun çoğu müzisyen olduğundan bunlar çaldılar söölediler boyuna. İi hoş da bisim için çalmaktan çok yeni repertuarları için prova yapar gibiydiler. "Aa olmadı baştan, yok sen çok hızlı çalıyon yakalayamıyom ben" fln. Yazın yan flüt dersi almak için konuştuğum Jade' de vardı, N' ooldu başlamıycan mı derslere dedi. Ama ama bi sürü para verip flüt almam lazım, hem beceremezsem die korkuorm, hem de flütler hayvan gibi pahalı, şimdi evlilik için bi sürü şey gerekio, ona hiç bulaşmıyım diorm. Ay' da ben Jade'ye ingilizce dersi vericem karşılığında o da sana yan flüt dersi versin işte dedi bakalım, hımm... Tam kıvama geliodum bööle, kafam da güsel oldu, Abi dedi gidiyos. Hadii paldır küldür çıktık işte :( Benim evim şehre yakın bi köyde. Köylüğü de artık pek kalmamış turistik bi yer aslında. Oteller, moteller, villalar, barlar, restoranlar var her yerde, yazın insanlarla dolup dolup taşıyo ama kış geldiğinde kuş uçmaz kervan geçmez bi yere dönüşüyo. Filmlerdeki önünden çalılar filan uçuşan eski amerikan kasabaları gibi :P Evlerin çoğunu da aptal İngilizler yazlık olarak kullandığından kışın tek tük yerli insanlar dışında kimse yok etrafta. Kışın şehre inmişsen ve gece saat 22.00' den soora dolmuşu kaçırdıysan yandın. Ya babayı arayıp miyavlıycan beni al diye ya da taksiye binicen. Zaten sokak lambaları yanmıyo, etrafta otel,villa inşaatları, ameleler kol geziyo. Ulaşım sorunu kötü bişeymiş, dandik te olsa bi araba gerekio cidden galiba. Ay' a gidiorum mesela film izliyoruz, en heyecanlı yerinde "hadi koş dolmuşa yetişçem" die fırlayıp çıkıyoruz. Neise, sonuç itibariyle bu tarafa gelen bi abi vardı, onunla dönmek zorunda kaldım balkabağına dönüşmeden :p Ne hatun kişilerle konuşup bi yakınlık kurabildim ne bişee. Bi dahakine artık...

3 yorum:
En iyisi sen çağır milleti eve, gelirken birşey getirmemelerini söyle (müzik aletleri dahil), pasta, şarap filan getiren olursa bişey deme ama, ayıp olur, oturun yiyin, için :)
Ayh İncirçekirdeği ailemle oturuorm ben hala, gerçi parti verebilirim tabi de ne biliym :) Evlenince yaparıs artık bol bol:P
Bi de şey, akşam şarkı söyleyen kıs bizim yazın sürekli gittiğimiz barda söylüodu zaten baydım heralde artık çünkü sürekli aynı şeyleri çalıolardı, bi de müzik harika da birileriyle konuşma isteği duyuyorum sanırım daha çok ruhuma gıda olsun diye bu aralar :)
Efendim bu müzisyen camiayı anlamak zordur.Bir ara enstruman işine girdim de, (hala içindeyim) pek bi dertli.Bilenler çalar da çalar, sen 2 cümle açayım 2 laf edeyim diyince de "ters ters" bakılır.
Müzikle sohbet gitmiyor bir arada, millet müzisyense..
Yorum Gönder