
"Saçlarında tuz kokan, ölü kokan bir serinlik,
yüzünde bir fırtına tadı.
Durursun yorgun, umutsuz,
birden bir daha yanıp söner, sevinçle titrersin,
bir şey, belki de yaşaman uzadı." *
Kayalıkların üzerinde yapayalnız ama dimdik duran ve tüm yalnızlığına, şiddetli fırtınalara, gövdesine çarpan dev dalgalara rağmen ışık saçmaya devam eden o şövalyeler; deniz fenerleri. Oldum olası onları sevdim. Belki de hayatta onlar kadar mağrur durmak istedim.
Fenercileri kıskandım, bir fenerde yaşadığımı düşledim. “Işık saçmaktır işim” diyebilmek… Münzevileri, hafif kaçık ama yalnız insanları hep sevdim.
Belki de bu yüzden
senin düşlerini sevdim.
Düşlerin iki kişilik olduğunda
sevindim.
…
Simi adasında dolanırken görmüştüm onu, âşık olmuştum. Bembeyaz bir deniz feneri, eteklerinde dalgalar, hatta üzerinde martılar. İçine minik bir mum koyup yakıyorsun, hoop işte kendi deniz fenerin, kaybolduğunda yolunu aydınlatmak için… Onu kat kat sardım, özenle taşıdım kucağımda yol boyunca bir bebek gibi, kırılmasın diye. Şimdi odamda duruyor öylece. Silkinip kendime gelmek için, içime karanlıklar çökünce.
…
Bir fenercinin kızını tanıyorum, başka bir fenercinin oğluyla evli. Birinin babasının görevli olduğu fener ülkenin bir ucunda, öbürününki diğer ucunda işin garibi. Fenercilik babadan oğla geçiyormuş Osmanlı geleneklerine göre, belki de özellikle çocuklarını evlendiriyorlardı, bu hayata yabancılık çekmesinler diye…
…
Türkiye kıyılarında toplam 354 tane deniz feneri var ve Kıyı Emniyeti Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü, Türkiye kıyılarındaki deniz fenerlerini kiralamaya karar vermiş. Tarihi dokuz deniz fenerinin kiralanması için ihaleler başlamış, uzun vadede 55 deniz fenerinin kiraya verilecekmiş. Fenerleri üç yıllığına kiralayanlar, binayı ve araziyi kafe ve restoran olarak kullanabilecek, deniz fenerleri de ışıklarıyla denizcilere yol göstermeye devam edecek. Ah ne güzel olurdu, birini de bize verseler…Ay fenerci olurdu, ben de karısı :) Kedimi de götürürdüm. Minik bi teknemiz olurdu, Ay gündüzleri balığa çıkardı, bazen beni de götürürdü, Tenten bizi elimizde balıklarla görünce kabarık, tüylü kuyruğunu sallayıp koşturarak yanımıza gelirdi, başını okşar, biraz balık yedirirdim ona... Akşamları ışığımızı yakardık, bazen fırtınalar olur, şimşekler çakardı. Korkardım, Ay'a iyice sokulurdum, mırlardım. Bahçede çiçekler, sebzeler, bitkiler yetiştirirdik hem. Sonra, ben resimler yapardım, içinden denizler akan, tekneler geçen, deniz kızlarının şarkılar söylediği... Ben de bi şarkı mırıldanırdım belki. Ay öykülerini yazmaya devam ederdi. Arada karşı kıyıdan birileri gezmeye gelirdi.
Sanki mutlu olurduk.
'Az' la 'çok' olurduk.
Yine oluruz.
Fenerimiz olmasa da
bir yolunu buluruz :)
* F.H. Dağlarca

8 yorum:
:) Hayallerin gerçek olur inşallah Güneş. Sen hakedenlerdensin:) Mucksss
İnşallah, Amin :}
Emilie Simon - Le Desert - Sigla Breil 2004
.mp3 sana gelsin!
tam bizim son duruma göre olmuş bu şiir
AZLA ÇOK OLURUZ(neydi lan?)
BİRKEN BİN OLURUZ
OLURUZDA OLURUZ
uysada söyledimmm uymasa da.
Haa santinkiiim,maşaallah senin gazete arşivi gibi yazıların var,işallah onları worde kopyaladın yada çıktısını aldın dimii?
Malum bende ööle bi salaklık yapmam diyordum ama bak nasılda kendi ellerimle uçurdum blogumu :O
Sunthing ya yapılır mı bu bana:(
Yok valla Biyonikam ne biyere kopyaladım,ne de çıktısını aldım. Mukadderat deyip geçeriz artık naapalım :P
En iyisi bir e-mail adresi alıp Blogger'ın Settings/Email/BlogSend Address kısmına adresi yazıp her yazdığın yazının otomatik olarak o adrese gönderilmesini sağlamak sanırım...Mucxs!
Hoşgeldin'i yazalı çok olmuştu ama ben uzun zamanlara ihtiyaç duydum kabuğumdan sıyrılıp dünyaya göz gezdirebilmek için... yazdıklarını yeni okudum..
deniz fenerini görünce birşey oldu.. deniz fenerlerine aşık, onlara anlam yükleyen biri oldum hayatım boyunca ve tam, bir "deniz feneri"nin hayatımdaki yerini -yersizliğini- kabullenmeye çalışırken (ve de üstelik sayfama "birşey beklemek"le ilgili bir yazı yazmamın hemen ardından) bir deniz feneriyle karşı karşıya gelmek.... anlatamayacağım birşey ekledi hayatıma.. teşekkür ederim..
:) Ne güzel, yeniden hoşgeldin
Yorum Gönder