Aslında saklı cennetlerimizden birine gidip aylaklık yapmaktı niyetimiz ama Ay aradı ve özel organizasyonlarda palyaçoluk yapan bir arkadaşımızın başka bir işi çıktığını ve onun yerine gidip gidemeyeceğimizi sordu. Yapabileceğini düşünüyorsan oluuuuur dedim.Bizi bekleyen zorlu ve heyecanlı görev birkaç saat ötede bulunan harika bir sahil kasabasındaydı, şehrin ileri gelenlerinden birinin çocuklarının sünnet düğününde 2 saat şebeklik yapacaktık, kimsecikler bizi tanımıyordu, üstelik konaklamamızı ayarlıyorlar ve hiç te fena para vermiyorlardı... Demek ki bu macera kaçırılmazdı, Ay palyaço olacaktı, ben ona bakıp kahkahalar atacaktım, hem taş atıcam da kolum mu yorulacaktı? (Sen ööle san ehehe:P)
Gitmeden önceki gece palyaço arkadaşı ziyarete gittik, bize şööle bi brif verecek, bir de bana makyajın nasıl yapılacağını gösterecekti… Eh, biz gittik ama gidiş amacımız da aklımızdan gitti, son yarım saat kafa bi dünya, hızlandırılmış bir palyaçoluk eğitimi alıp döndük. (Hatun yüz milyon kere bu işi yaptığı için rahat, “bilirsiniz canım işte cüce-deve, aç kapıyı bezirgan başı gibi oyunlar, nedir yani, merak etmeyin, oyalarsınız bir şekilde” dedi ama ben nasıl hatırlıyım yani 20 yıldır oynamamışım aç kapıyı bezirgan başı filan, Ay desen umutsuz vaka, bir 5 yıl daha koy üstüne... Alelacele bak şööle çizivericen hoop diye gösterdi, tutuşturdu elime kostümü ve makyaj malzemelerini…
Ertesi gün araştırmacı palyaço asistanı Santing netten çocuk oyunlarını araştırdı, fotoşopta Ay’ın 50 tane resmini bir araya getirip hepsine makyaj yaptı, en sonunda kendimizi kasabaya doğru yola koyulmak üzere otobüste bulduk. Yol boyunca beyin fırtınası yapıyoruz ama nafile…Ulen ne komiklik, ne şakalar, neyine senin palyaço olmak… Bi fıkra biliyo musun? I-ıhh. Bilmece? Tekerleme? Sen? I-ııh. Ühühühüh. Masal mı annatsak? Birdirbir oynatalım. Yuh! Nasıldı bu aç kapıyı bezirgan başının şarkısı? Yaaaaadigaaar olsunnnnnnn, ya yok yaa ööle dildi, elma mı armut mu diyince noluyodu? Bu oyunlar çok mu demode acaba yaa, çocuklar ne oynuyolar ki? Hangi çizgi film kahramanlarını filan seviyo bunlar oolum kopmuşuz biz, hayır ailede de küçük çocuk yok ki…Sirkteki o salak palyaçoyu iyi izleseydik keşke öffff, naapıyodu böle ip atlattırıyodu da hani böle, şeyy. Neyy? Uff. Yaw böle geyiğe mi vursak Miki Mouse benim askerlik arkadaşım, teletabilerle arada buluşur mangal yaparız diye? Burnum düşücek benim kesin, uhu da almadık derken kasabaya vardık, düğün sahipleriyle tanışıp (Bu kısımda da yüzlerde oluşan tebessümlerin yarattığı rahatsızlıkla aslında benim mesleğim şu, ofisim var da, arkadaş rica etti de kıramadım da gibi açıklamalar yapılır) biraz dinlendikten sonra düğünün yapılacağı otele gittik. Bize hazırlanmamız için bir palyaço odası tesis ettiler, bu arada davetliler de gelmeye başlıyor ufaktan. Ay kostümünü giydi, ben de makyajını yapmaya başladım ama kıkırdamadan durmak ne mümkün ahahaha… Ben ona baktıkça kopuyorum, bir yandan da onu güldürmemeye özen göstermem lazım ki makyaj bozulmasın, ayhh simetrik oldu mu,korkutucu olmasın, sevimli olsun derken telefon çalıyor, düğün sahipleri arıyor geliyor musunuz diye… Ay bu arada nikotinsizlikten kıvranıyor ama “çocuklara pis pis kokacaksın hem makyajın da bozulur” diyip içirmiyorum. Derken Hoop peruğunu takıyoruz, şu kırmızı burnu da taktık mı tamamdır, turuncu kocaman ayakkabıları da unutmayalım. Ay’ın elinde koca bir kutu çikolata, elinde ip, ben de acil durumlar için makyaj malzemelerinin olduğu çanta, elimde kuklalar, aşağı iniyoruz.. İnmeden önce bu anı ölümsüzleştirip bir iki şebek fotoğrafımızı çekiyoruz tabiy…Allaha emanet gidiyoruz öylece, ne halt edeceğimizi hiç bilmiyoruz. Ehh,macera dediğin de böyle bir şeydir öyle değil mi?:P
Lobiye inince sırıtmalar başlıyor, havuz başına inince bütün suratlar bize çevriliyor. Ay ay ayyy, nerden baksan 500 kişi var burada, çocuk sayısını hiç düşünemiyorum…(Hayır, hayır içimden geçen argo sözcükleri yazmayacağım, tahmin edin siz.)Her masaya uğrayıp iki geyik yapıyoruz, bu arada etrafımızda çocuklar toplanıyor, her masayı ziyaretimizde çocuk sayısı katlanıyor. Düğün sahibi Bayan, “Santing Hanım, burası sizin yeriniz, oturun, yiyin, için, keyfinize bakın” diyor ama ben nasıl yalnız bırakabilirim ki canımın içi palyaçomu? Çimenlik bir alanı bize tahsis ediyorlar. Eyvah şimdi başlıyoruz… Önce şöyle bir tanışma, kaynaşma faslı. Ay çocuklara kendiyle ilgili bir masal uyduruyor, efenim kötü cadı bunu cezalanırmış ta şuymuş buymuş, ben de onun rengârenk kostümünü diken peri kızıymışım. Ama veletler hadileeeen modunda direk… Bir de öyle bir şey ki 5 yaşında narin kız çocukları da var, 6. sınıfa giden canavar oğlan çocuklar da, yani hiçbirini sıkmadan dengeyi tutturabilmek inanılmaz zor. Eee ne oynayalım diye soruyoruz ama her kafadan bir ses çıkıyor, biz de aç kapıyı bezirgân başı oynayalım diye tek bildiğimiz oyunu öneriyoruz… Neyse ki aradan “püff çok sıkıcıaaa” diye bağıran o gıcık kızın sesini bastırıyor diğerleri… Bu arada şirret bir kız kendini Ay’ın asistanı ilan ediyor, sürekli kendiyle ilgilenilsin, kendi dediği yapılsın istiyor, çocukları yönlendirmeye çalışıyor. Cırtlak bir de sesi var ki böle ahh ben burada bu konumda olmasam 2 dakka konuşmam böyle bi çocukla. Benim adım bir anda “Melek” oluyor her nedense, Meleeeeek meleeeeeeek diye bağrışıyorlar nereden çıktıysa… Artık kayışı kopardık saklambaç oynuyoruz, olmadı amaçsız bi şekilde koşuşturuyoruz,hiç bişey bulamazsam hadi kızlar oynayalım diyorum, deli deli Yıldız Tilbe figürleriyle göbek atıp güldürüyorum, hatta bir ara hepsini bir araya getirip electric boogie bilem yaptırıyorum ama o kadar yorucu bir hadise ki bu, galiba asla bitmeyecek diye aklımdan geçiriyorum, çünkü yorulmuyorlar bu minik canavarlar kardeşim, zıp zıp zıplayıp koşuşturup duruyorlar. Küçükleri idare ediyoruz ama büyük oğlanlardan oluşan bir grup bahis tutuşup güreş yapmaya,dövüşmeye başlıyor, oyuncakları koparıyorlar. Çikolataları dağıtıyoruz, bir çocuk çikolataları toplayıp Ay’ın kafasına fırlatıyor, ahh zavallı Ay boncuk boncuk ter döküyor. Biri peruğunu çekip kaçıyor, biri burnunu alıp kaçıyor, onları yakalıyoruz, bu sefer öteki alıyor, o kadar umutsuzum ki ağlak bakışlarla garsona bakıyorum, garson gelip fırça atıyor “Aaa çok ayıp palyaçonun burnu koparılır mı hiç, böyle yaparsanız gider ama bak” diye… Ay’ın peşinde koşturuyor hepsi kuyruk gibi, çocukcağız tuvalete bile gidemiyor.
Bakıyorum mini mini bi kız, “Meleeeekkk ben düştüm, soora dizim kanadı, acıyoooo” diyor, sandalyenin birine oturtuyorum. Adı “Buse”ymiş, “sen biraz otur dinlen şimdi Busecim, bizi seyret, ayağın iyileşsin sonra yeniden oynarsın” diyorum. Az sonra saklambaç oynarken Buse gelip belime sarılıyor, Meleeeek biz seninle saklanalım noolur diyor, içimin yağları eriyor, ahh ne kadar da tatlı bişey bu böyle, fethediyor kalbimi bu minik cüce, elele tutuşup masanın altına saklanıyoruz.
En sonunda çocukların biraz pili bitiyor da oturuyorlar, içlerinden birkaç tanesi masal anlatmaya çalışıyor ama masallar o kadar uzun ki, karmakarışık, sonları gelmiyor, Ay isyan edip çocuğa “Senin masallar da David Lynch filmi gibi ulen” diyor, çocuk kahkaha atıyor anlamış gibi... "Sen şimdi evlenicen mi palyaçoyla?" diye soruyor ufaklığın biri bana "Evet sorma, bula bula palyaço buldum" diyorum yalandan iç çekip", "Ayh niye üzülüyosun ki, bence harika, hep gülersiniz,hem çocuklarınız da çok eğlenir" diyor, böyle de sürreal bir ortam :) En sonunda Ay’la sahneye çıkıp göbek atıp gerdan kırıyoruz, sora da kaçıyoruz. Ehm, önümüzdeki 30 yıl boyunca çocuk yapmayı planlarımız arasından çıkarıyoruz :P
Ahh, o makyajları çıkarabilmek ölüm gibi bir şey, kaç saat uğraşıyoruz, ertesi gün kıpkırmızı gözlerle gezmek zorunda kalıyor Ay, hatta sabah bile gözlerinden boyalar çıkıyor.Neyse ki zorlu görevimizi başarıyla tamamlıyoruz ve şehre inip kendimizi alkole veriyoruz. Ertesi gün de şehirde biraz gezinip, yiyip içiyoruz. Yorulduk ama farklı bir şey yaptık, mutluyuz. Üstelik çok memnun kalmışlar, birileri daha çağırmak istiyormuş. Bir daha mı? Palyaçoluk mu? Koşarak uzaklaşıyoruz. Emekçi palyaço kardeşlerimizi saygıyla selamlıyor,takdir ediyoruz.

14 yorum:
kotum yazını okurken dersem çok ayıp olur mu acaba :D
zordur gerçekten deli insan yavrusuyla uğraşmak üstelik bi de bunlar bir düzine deliyse falan....bırrr düşünmek bile insanı yoruyor.
gerçekten palyaço değip geçmemek, önlerinde saygıyla eğilmek lazım.
hihihihihihi ben dayanamazdım ortasında bırakıp kaçardım veya kendimi yere atar tepine tepine ağlardım. İyi dayanmışsınız vallaha:)
sabah sabah amma eglendirdi yasadiklariniz beni, gecmisler olsun! :)))))
Eheheh,neyse ki geçti valla :)
aaaa:) inanmiyoruum, sunthing kucuk buse'den bahsetmeseydin, cidden yanibasimda duran ogluma canavar gozuyle bakmayabasliycaktim..cidden iyice postun ortalarina dogru karamsarlik basti icimi, allahim agliycak gibi oldum, yahu benim de oglum boyle simarik, cokbilmis bisey mi olacak acaba. aayyyy allahtan buse geldi, icime su serpti, yilin macerasi diyebilirim, bloglar dunyasi icinde...halinizi gozumun onune getirince gulmekten de alamiyorum kendimi ama haydi gecmisler olsun benden de:):)
Hihih,ahh Elmacan 1-2 çocuk neyse de böyle bir sürü çocuk delirtir adamı,birbirlerine uyuyorlar bi de,ben anaokul öğretmenlerine filan ayrı bir saygı duymaya başladım şimdi, anneler de ayrı ama en azından kendi çocuklarıyla uğraşıyorlar,huyunu suyunu ya da nasıl oyalayacaklarını biliyorlar...Buse çok tatlı bişeedi,lokum gibi ayhh,banane 30 yıl bekleyemiycem hahah:P
ehheheee canim yaa okurken güldüm bi taraftan bi taraftan da o kadar çok yorulduğunusa üsüldüm derken buse sarılınca yağlarım eridi dedin diye bi daha güldüm.. ne güssel geçmiş gününüz dolu dolu.. mojokkksss bissürrü
harika bir maceraymış!
SUPER guzel ve yasandikca unutulmayacak bir deneyim olmus bu SUNTHINGcigim. Tam "torunlariniza" anlatmalik, bilmem anlatabildim mi:))
Bu arada ben bugun fazlasiyla Romans gunumde oldugumdanmidir nedir bilemiyorum ama AYin palyoculuga basladiginda anlattig hikayede seni MELEK olarak lanse etmesi cok hosuma gitti. Mashallah sevginize.
Kuguboynu,theVeryRomantic:)
Diiiim: Yorulduk ama bikaç saat nedir yani, çok eğlendik valla, hem de yeni bir yer görmüş oldum :)
Romantik boyun: O peri kızı yaptı beni aslında ama çocuklar değiştirip melek yaptılar nedense eheh,süper güsel diy mi,bi dahaki düğüne seni gönderelim mi haaa hihih?:p
Hollanda'ya selamlar yol'dakine! :)
Bir dahaki dugune beni gondermeyin tek basima halledemem ki:))
Kuguboynu,theYanlizKalp
ps: Sondaki hollanda cumlesi de bana miydi acaba? Sen de mi beni EB saniyorsun yoksa? DEGILIMMMM.
Sayın yannızkalp; yok Hollandalı cümle Elif'eydi,e.b olsaydın annardım hem, merak etme:)
üniversitede izmir de bende palyacoluk yapardım parasıda bir öğrenci için cok iyiydi o zamanlar.
resim de olsa daha güzel olacakmış.
Yorum Gönder