"Et parçalamayı çok seviyorum. Kasaba gittiğimde eti bütün olarak alıyorum. Benim için et parçalama tutkusu o kadar önemli ki hayatımda, oyuncu olmasam kasap olurdum"Doğa Rutkay
Eskişehir'de "Zevk kasabı" vardı bi tane. Herhalde onun sahibi de böyle bir abiydi ve hayatının mesleğini seçmiş olmaktan duyduğu zevki böyle dile getirmişti. Bir de şu abi var; Acemikasap. Doğa Hanım da açsın kendine bi kasap tükkanı noolucak yani, arada gider iki kuzu parçalar, ne biliyim kıyma çeker, rahatlar. Aslında o çengeller güzel şeyler evet, ama poposuna maydanoz tıkılı kuzuları sevmiyorum.
Rüzgarlı kasabada bir kasap vardı. Ne çok severdim ben orayı. Hani bi meydan vardı, pazarın kurulduğu. Tam köşedeydi orası. Kapısında kediler olurdu, bi de rengarenk boncuklar sallanırdı kapısından aşağı doğru. Boncuklara dokunmayı ve onların içinden geçmeyi o kadar çok severdim ki bi içeri bi dışarı dolanıp dururdum annemi beklerken. Soora "veresiye satan, peşin satan" posteri vardı hem, uzun uzun incelerdim her seferinde, çok severdim. 4-5 yaşında kasapta bağıra bağıra venseremos söylediğimi anlatır bi de annemler gülerek. Eh sonradan apolitikleşmişiz desene :P İronik aslında, manasını bildiğimden değil o zamanlar ama kimbilir belki de herkes et yiyebilsin diye...

3 yorum:
"isteme veresiye, dost kalalım ölesiye" vardı bir de :-)
Doğa'ya bak, ana. Benim için ete dokunmak değil zevk bir mecburiyettir. İçim çekilir. Tabi kurban bayramında arkamdan kan koşturan psikopat dedemin bunda büyük payı olduğunu yadsımıyorum.
Hahah Lily bak onu unutmuşum,ben de bayılırdım o işlemi seyretmeye,pek bi ilginç gelirdi :)
Yorum Gönder