Ruhumu pırıltılı bir kordonla tepelerde dolaştırıp bedenimi 10 saat boyunca burada tutmak zorunda olmam ne saçma. İkisi de aynı yerde olmalı oysa. Sonra dışarıdan gelen bir sesle yere çakılmak. Uykudan, beyazdan gözlerinle etrafına bakmak, idrak etmeye çalışmak... Bir anlığına ona karışmak. Sonra yeniden azad etmek kendini, rehin bırakmak bedenini... Mutlu olduğum anları sadece o zamanlarda duyumsuyorum biliyor musun... Aynı anda ikimiz de aynı yerdeysek. Gönüllü olarak, aynı mekanın ve zamanın içindeysek. Gerisi yalnızca zamanın musluğunun açık kalması...
"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.
Bir garip rüyâ rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil.
Rüzgârda uçan tüy bile
Başım sükûtu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
A. H. Tanpınar

2 yorum:
Teşekkür ederim.Ne demek efendim,şöyle içeri buyrun...
Ve fekat blogunuzla karşılaşsam da profilinizde blogunuzun adresi olmadığından onun sizin blogunuz olduğunu anlama şansım sanırım yok :)
Esenlikler!
www.kaptanyelken.tk
benim fakirhanenin adresi...
profilde iyi çıkmamışım...pardon.
ben teşekkür ederim..esen kalınız..
Yorum Gönder