6.6.06

8.00–18.00’lerden çalınmış tek bir gün, elimizde olan. Yetmiyor ama iyi geliyor. İşten çıkıyorum, çantam zaten hazır, bahçede gelmelerini bekliyorum. İşte oradalar. Sarm ve Ay, Sarm’ın dökülen, külüstür arabasında. Arabaya atlıyorum, 10 dakika sonra tatildeyiz. Sahildeyiz, denizdeyiz, cennetteyiz. Arabaya dönmeliyiz, çünkü güneş batmadan hedeflediğimiz yere gitmeliyiz. Sarm buradaki diğer İngiliz’lere benzemiyor, belki de damarlarındaki yarı doğulu kandan. Her zaman büyük bir sakinlikle konuşuyor, şimdilik elektriğin ve suyun olmadığı küçük kulübesinde yaşıyor ama büyüleyici bir manzaranın çevrelediği kocaman bir arazisi var. Tek başına, bu primitif şartlarda, ahşaptan iki katlı evini inşa ediyor, her gün yavaş yavaş… Kekik çayı yapıyor, güzel bir kül tablası ve sevmeye çalıştığınızda tırnağını etinizde bırakan beyaz, kocaman ve kötü bakışlı bir kedisi var. Yumurta yemiyor, kesinlikle iyi araba kullanıyor, John Lennon’a benziyor, yolda giderken durup, büyük ihtimalle sahibi tarafından terkedilmiş olan köpeği besliyor, frizbinin içine döktüğü suyu içiriyor, köylülerin nasıl olsa birileri daha bırakmış mantığıyla cennetin orta yerine yığdığı çöpleri arabasına doldurup atılmaları gereken yere atıyor ve güzel göğüslü bir Türkçe öğretmeni arıyor. Kerouac kitaplarındaki karakterlere benziyor. Yaptığını bildiğim işler Prada’da yapım asistanlığı, şoförlük, Japonya’da İngilizce öğretmenliği ve şu sıralar ara ara İngiltere’ye gidip yaptığı sanat galerisinde tablo asma, tabloların yerini değiştirme ve etiketleme işi ve kimbilir başka hangileri…
“Chicago’da böcek ilaçlayıcısı, New York’ta barmen, Newark’da mübaşirdi. Paris’te somurtkan Fransız suratlarının geçişini izleyerek kahvehane masalarında oturdu. Atina’da uzo içip, dünyanın en çirkin insanları, dediklerini seyretti. İstanbul’da haşhaş bağımlılarından oluşan bir kalabalığın ve halı satıcılarının arasında gerçeklerin peşinde dolaştı. İngiliz pansiyonlarında Spengler ve Marquis de Sade okudu” ( Yolda’dan)
Sarm bizi patikanın başladığı yere kadar bırakıyor, yürümeye başlıyoruz aşağı doğru, geçen yazdan beri ilk gelişimiz. Ama ama kapılmış bizim evimiz, neyse diğeriyle de idare ederiz. Yunus kocaman olmuş, birkaç insan değişmiş, Joker de gitmiş.
Bolca keyif yapılır, bolca uyunur, bolca yenilip bolca içilir, denize girilir, işte şimdi dönme vaktidir. Dolmuşu mu kaçırdık? Bir kahve içelim öyleyse brownieyle, sonra tırmanalım usul usul, ilk gördüğümüz arabayı durduralım, bir sonraki köye kadar uzanalım, sonra yolun kıyısında kalalım, yürümeye üşenelim, şarabımızı açalım, Sarm’ı arayıp biz yolda kaldııııkkk diye miyavlayalım, Sarm bizi alsın, sahile atsın. Sarm, aslansın!

10 yorum:

Nes london-ist dedi ki...

su cennetin adresini versen nolur ,kestirmeden giderdik kimseyi incitmeden ?

Singing Wanderer dedi ki...

yazdiklarin hep beni güzel yerlere götürüyor,tesekkürler!:)

Sunthing Special dedi ki...

Nes,adrese ne gerek var?Kendini mutlu ve huzurlu hissettiğin her yer kendi cennetindir ;)

Asıl sana teşekkür Billur,
seninkiler de Sigur Ros dinlemek gibi, tarif edemiyorum :)

Ç. dedi ki...

gülümsedim. gülümsedim kocaman!

okudum da hepsini, oh böyle ferahlık geldi içime.

güzel sunthing, cici sunthing! "melek" sunthing! :P

iyi ki varmış sunthing, iyi ki yazarmış...

kedi dedi ki...

Santinkimmmmmm,ne güsel yazmışsın yine,Sarma bayıldım,bulsanıza kızım adama,güzel gögüslü bi türkçeci,allaalllaaa.

İyi valla,aslansın Sarm,tatile Sarm,Arba Sarm,ee aşk meşk nooluyoo,bulun işte memeli bi canlı yaw.

Önce okuyamadıklarımı da okudum da ay'ın palyaço haline bittim yaa,bu hiçbir çiftin başına gelemeyecek enderlikteki neffis bir macera olmuş bea!

Çocuklar beter böcek gibi olurlar işte bööle yaa;P

kedi dedi ki...

Aaaa kız ne zaman moderato comments yaptın sen bakiimmm?

Benim blogda da yorumu çıkmayıp dumur olup,üstüste "allahallahh,niye çıkmadıı,valla gönderemiyoomm,aa yine çıkmadııı,bu 5.yorumummm,bakalım bu 59.cusu çıkcek mii"gibi yorum bırakanların hali nicedir,şimdi anladım ben,böhüü,feci bişiimiş,iplenmiyomuşsun hissi oluyooo:(((Böhüüü.

Sunthing Special dedi ki...

Biyo valla talip çıkar diye yazdım ama maalesef:P Ayrıca Sarm bize ulaşım hizmeti verdi valla,tatile de götürmedik yani.Öperim!

divadeiwob dedi ki...

ehehe, rastlantıya bak ya Güneş... Tabi ben oraya giderken aklıma Sarmad'le tanışçağım gelmiyordu. Hatta Sarmad'in annesiyle tanıştığım da :)))) İnsan bi de adının tamamını yazar ya, öyle Sarm filan :)

Sunthing Special dedi ki...

:) Blogda adları olduğu gibi kullanmaktan hoşlanmıyorum pek Evren.Senin Belçikalı tayfayla fln da kanka oldukları için tanışmışsındır ya da bir şekilde karşılaşırsın diye düşünmüştüm zaten.

divadeiwob dedi ki...

allahtan ben de yanlış yazdım senin bloga da raconu bozmamış olduk :-)

mayısta hiç uğramadı sarm oraya... anası vardı kendisi yoktu...